Summer Break
15 - 23 Temmuz tarihleri arasında Labofem yaz tatilinde... ☀️ 🌊

Bir doz Wabi-Sabi...

Wabi-Sabi for Artists, Designers, Poets&Philosophers.

Bir doz ihtiyaç duydum, raftan çekip aldım. 29 Ekim 2007'de Londra'dan aldığıma dair bir not vardı iç kapakta. 29 Ekim 2013'te labofem'i kurmaya karar verdim. Tarihlerin "birliğini" tesadüflere inanmadığım için  "bir yolun başlangıcı" olarak tanımlıyorum bugün durduğum yerden. Şimdi tasarım denen dilimize yapışmış kelimenin iyi kötü sonuçlarının trilyonlarcasına maruz kalırken tekrar okumak istedim. Sadeleşmeyi, tam olmayanın, kalıcı olmayanın, basit, saf, yalın olanın güzelliğini hatırlamak için. Bir Japon çay seramonisinden bir hayat feslefesine uzanan "Wabi-Sabi"yi Japonlar kelimelerle anlatmayı istemez, istese de yapamaz. Tuhaf değil. Dillerinde, dinlerinde, hayatın akışında zaten kelimelerle değil yaşayarak donandıkları bir hal, durum, inanç, bakış, düşünüş ve içselleştirme şekli. Japon şövanistlerinin iddiası da bu "felsefenin"  insanın genlerinde bulunması gerektiği. Belki de doğru. Yine de denemeye değer. Rasyonalliğin yoğunlaştığı, duyguların hırçın, mükemmeliğin mecburi, bolluğun matah olduğu  batıya doğru gidildikçe de daha fazla denenmeli! Zen felsefesi ile özdeşleşen Wabi-Sabi İspanya'ya vardığında bir Camper terlik modelinin adı bile oldu.(Neyse ki Camper'i seviyoruz. İçi fikir dolu tasarımları var.) İngilizce bir kitap ama kolay okunuyor. Felsefe içeriğine rağmen "fikri gibi" yazımı da sade. Kalın değil ve siyah beyaz fotolarla desteklenmiş. Görsel yorgunluktan kurtulmak için ipuçları arayanlara ilaç niteliğinde.

March 20, 2014 by Fem Gucluturk
geri / ileri

Comments

Erdem murat

Erdem murat said:

Kitabın Türkçeye çevrildiğini ve satışta olduğunu sayenizde fark etmek :)

Leave a comment