Summer Break
15 - 23 Temmuz tarihleri arasında Labofem yaz tatilinde... ☀️ 🌊

SEVİYELİ İLİŞKİ

 

SAKSIDA SEVİYELİ İLİŞKİ NASIL OLUR?!

 

İKİ TÜR BİTKİ ARANJMANI VAR, BİRİ ALIRKEN HARİKA AMA YAŞARKEN İMKANSIZ AŞK. BİRİ UYUMLU BİRLİKTELİK VE SEVİYELİ İLİŞKİ!

 

Albenisine yenik düşüp almadan duramayacaklara, aman canım ne zararı var diyenlere  bir çift lafım var:  

Aranjman denen "eklektik" meselesi aynen mimaride ve dekorasyonda olduğu gibi biraz kaşıntı yapabiliyor. Louis Khan'ın oğlunun babasını tanımak için çektiği meşhur belgesel filmi "Mimar babam"da izlediğimiz, titiz ve müthiş bir mimar olan Khan'ın Üniversite kampüsünde öğrencilere ders verirken elindeki tuğla ve metale birlikte bir bina haline gelmeden önce bir arada mutlu olurlar mı (gibisinden) sorması ve hem teknik, hem estetik açıdan uyumlarını sorgulaması temel mesele. Zevkler tartışılmaz tabii ama eklektik cürreti ucubeler doğuruyor zaman zaman.  Görece Türkiye'ye yeni olan sukulent ve kaktüslerin akla karası, su sevenle, hemen çürüyecek olanı bir araya dikilince de imkansız aşk başlıyor.

Ufak saksımsı kaplara veya geniş kaselere aynen vazolara konan kesme çiçekler gibi tabiri caizse sokuşturulan alttan kesilmiş bitki "kafaları" orta sehpada pek şirin, romantik, dekoratif ve coşkulu duruyor, o doğru! Hatta bazıları (doğru seçilenler) o kapta güzel güzel de kökleniyor ve kalıcı oluyor, gel gör ki bambaşka klimalardan ve topraklardan gelen yaşam alışkanlıkları birbirine zıt olanlar bir süre sonra ufak ufak aranjmandan izin istiyor ve çürüyerek, olmadı kuruyarak gübreye dönüşüyorlar.  Profesyonel kaktüs koleksiyonerlerinin veya sevenlerinin gözlerinde yaşlarla izlediği bu durumu değiştirmek için dayanamayıp aldıklarınızı veya hediye gelenleri göz zevkinizi tatmin ettikten sonra vicdanınızı devreye sokarak makul bir süre sonra başka saksılara geçirmeli ve hak ettikleri yaşamları sağlıkla sürdürmeleri için doğru ortamı sağlamalısınız.  İlk dikkat edilecek konu şu: bir aranjman alırken içindekilerinin en azından ya sadece sukulent ya da sadece kaktüs olmasına dikkat edin. Sukulentler ve kaktüsler bir arada düzenlenmişse arkanızı dönüp kaçın. Ya da benim gibi evlat edinip evde onları başka saksılara dikin (vicdansızlığın değil vicdanın bedelini ödeyerek tabii!).

Aralarında belli bir mesafe olup olmadığını, bitkilerin boy atabilmesi ve yeterli besini alabilmeleri için toprak alanı olup olmadığını kontrol edin. Genellikle aralıklı dikilenler estetik olarak saçı seyrelmiş ama direnen olgun adam kafası veya ergen sakalı gibi aralıklı ve hafif "keltoş" durduğu için pek de güzel gözükmeyebiliyor. O yüzden tercihen Metrobüsün işlek saati formatında omuz omuza duruyorlar. Sukulentler doğası gereği susuz ve besinsiz bir tık daha uzun idare edebildiğinden eve getirip bir süre huşu içinde izleyip, sonra "ay bunu da öldürdüm" diye kendinizi suçluyorsanız, YAPMAYIN. Sorun sizde değil.

Kaktüslerin de direkt güneş ışığı istemeyeni (kendi doğalarında başka bitkilerin gölgesinden istifade ettikleri için) var, günde en az 5-6 saat direkt güneş almazsa yatağa düşeni var. O kadar detay bilmek kolay değil, elinizde de kitapla dolaşamayacağınıza göre, kabaca sukulent ve kaktüslerin birlikte olmayan ve aralarında mesafe olan aranjmanları tercih edin. Diğerini almak için dayanılmaz satın alma güdünüze yenik düşerseniz de makul bir zaman sonra (en geç 1-2 ay) içindekiler köklenmişse boylarına uygun kaktüs toprağına ayrı ayrı dikin, bir dolu yeni saksınız olsun. İsteyen bana hangi bitki ne ister diye de sorsun, kendi vicdan stoklarımdan kullaranak bilgim yettiğince yardımcı olurum! Bir gün belki oğlum da benim için "Bahçıvan Annem" diye bir belgesel yapar. Belli mi olur!

August 19, 2014 by Fem Gucluturk
geri / ileri

Leave a comment